Odev Arsivleri
Adaletsiz Bir Ortamı Aklının Yardımı Olmadan Düzeltmek İmkansızdır.

Buğra Yürekli

Odev-Arsivleri - | - Tr.gg - Sanal Egitim Yuvasi

Oguz Tansel

OĞUZ TANSEL hayatı ve şiirleri






HAYATI:

Oğuz Tansel 1915'te Batı Toroslar'ın kuzeye bakan yamaçlarında, Meyre köyünde doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümündeki öğrenimini bitirmeden yeterlik sınavı vererek öğretmenliğe geçti (1938). Ortaokullarda öğretmenlik yaptı. 1969'da sağlık nedeniyle emekliye ayrıldı. Ölçülü uyaklı ilk şiirleri 1937'de Servetifünun'da ve Varlık dergisinde çıktı. Toplumsal gerçekçi çizgide sevgi, kardeşlik, özgürlük, barış, eşitlik temalarını işlediği şiirlerinde yalın bir söyleyişe ulaştı. Türkçeyi ustalıkla kullanarak, halk söyleminden, folklorik ögelerden yararlandı. Doğayı betimleyen ikilemelerden özellikle yararlanması ondaki şiirsel coşkunun bir sonucudur. Doğayı betimlerken anlattığı hep insandı. Masallar derledi. Sözcük ekonomisine ve matematiğe dayalı, titiz dil işçiliği şiirlerinde olduğu kadar masallarında da görülür. Türk Dil Kurumu Çocuk Yazını Ödülü ilk kez 1977'de Oğuz Tansel'e verildi. Oğuz Tansel 30 Ekim 1994'te Ankara'da öldü. Ölümünün birinci yıldönümünde dostları, anısına, Üç Kanatlı Masal Kuşu Oğuz Tansel başlıklı kitabı çıkardılar. Yayımlanan eserleri: Savrulmayı Bekleyen Harman (şiir, 1953), Gözünü Sevdiğim (şiir, 1962), Bektaşi Dedikleri (şiirleştirilmiş Bektaşi fıkraları, Metin Eloğlu ile birlikte, 1970), Altı Kardeşler (masal, 1959), Yedi Devler (masal, 1962), Üç Kızlar (masal, 1963), Mavi Gelin (masal, 1966), Allı ile Fırfırı (masal, 1976). Oğuz Tansel, 1985'te şiirlerini Sarıkız Yolu adıyla, masallarını ise Konuşan Balıkla Yalnız Kız ve Çobanla Beykızı adlarıyla toplulaştırdı.




ŞİİRLERİ:


ÇAĞRI

I

Yürümek yol yordam öğretir
Kuşun özgürlüğü uçtukça büyür
Atın ceylânın koştukça
Yolculuğa çıktıkça sular
Iğdeler yaprak çiçek açtıkça
Düşünüp yaptıkça insanlar
Ay batıp gün doğana dek
Dört mevsim on iki ay
Bilesin hep seni düşündüğümü

Oğuz Tansel



MAVU BOĞAZ Kuşça Dağları’nın eteklerinde Toprağa denize benziyor sabah Irmak mavi köy mavidir Siyah karakol mavi kanal Orman yol köprü mavi Yolcular maviymiş eskiden Zulme karşı dağa çıkan Erkinlik için yol kesen Mavi eşkiyalar olmuş bir zaman Kuş mavi ağaç mavi Dağ mavi, aşk mavi Dünya mavileşmiş burda Mavi türküler aklımda Oğuz Tansel

MASAL DÜNYASI O masaldaki güvercinler mi Böyle hür dolaşan bu göklerde, Yıkanırlar maviliklerde; Bir kıral kızı kimi, Kimi şehzade sevgilisi, Hatıralar gibi uçtular kanat, kanat… Bir halk türküsünde kaybederim kendimi Bir masal dünyasında yaşar, Bir halk türküsünde bulurum seni. Oğuz Tansel

TUTSAĞIN TÜRKÜSÜ Ne korkunçtur hatırlamak uçuşunu, Gönlünce uçan bir kuşun. Anlamı bu mu insan oluşun? Ayak izi, dil yankısı kirletmemiş bir dağ başına, Bir tanrı gibi göçmek murat taşına Içimdeki dağları birbirine vurmak; Kalbsiz bir tanrı gibi şöyle kenarda durmak; Özlenip aranmamak, aranıp bulunmamak. Oğuz Tansel

SALKIM SÖĞÜT Ayrılıktan eğlim eğlim dalların, Düşüncelere dalmışsın kapkara. Başın yerde gözlerini mi yitirdin? Gölgen toprağa uzanmış, düşüncelerin suya. Toprak adamına benzer duruşun, Ağacım, bana da ver sabrından. Yapraklarında taze ay ışığı, Bezgin değilsin yaşamaktan. Iyi insanların düşünü azma Içli türküler söyleyerek geceleri, Bu yoldan hırlı geçer, hırsız geçer, Yalnız, can dayanmaz ayrılığa. Büklüm büklüm dalların “dönen yerleri” Tel tel nakış, kimseye deme. Insanın insan elinden çektiği, Ağacım, dert oturdu yüreğime. Beni, dalların bir hoş eder, Bir sevgili yakınlığı sarar içimi. Esmerim, boş ver de gel, Ekmek, su gibi özledim seni. Oğuz Tansel

ADAMLAR Adamlar; yolağzında çömelekalmış, Alınları, elleri çizgi çizgi; Zincirlenmiş gibi düşüncelerden Kaygılar içinde yüzleri. Yüreklerindeki ateşten habersiz, Gözlerinde toprak özlemi, Yıllar yılı çağlamış Başı boş sularca elleri. Adamlardan güneşi içinde bulan, Dumandan sıyrılmış dağ gibi; “Bize uyuşukluk yakışmaz” diye Doğrulup gürleyiverdi. “Yaşamak için geldik dünyaya, Yaratabiliriz iyiyi, güzeli.” Günlük güneşlik kesildi yol Kararlı gözleri. Oğuz Tansel

MAYIS YAĞMURU Gümüş tekerlekli altın araba Atları köp içinde Göklerin buluşması toprakla Siyim siyim, ince ince Yeryüzünde dönüp ağar. Gümüş tekerlekli altın araba Çocukların sevincini görmeyin Güneş, aşkla besler yaşama gücünü Eğri büğrü dönse de dünya Şaşmaz yasaları doğanın. Gümüş tekerlekli altın araba Pırıl pırıl, el ele dallar Hava ortak malı cümlenin Gök her evin damında yıldızlarıyla Dostluk boy vermede dal dal. Gümüş tekerlekli altın araba Toprağın özü kokan sevgili Ayırmaz burası dağ, şurası ova Doyurmak için varlıkları Örnek verir eşitliğe. Gümüş tekerlekli altın araba Ateş her eli yakar Olmasın beş parmak bir düzeye Her elde beş parmak var ya Yağmur müjde güzel günlere. Gümüş tekerlekli altın araba Arzular yaprak yaprak belirir Yıkanıp arınır kötülüklerden Bir mayıs sabahı yağmurdan sonra Dünyamız yepyeni oluverir. Oğuz Tansel

KAVAK AĞACI Ilk ışık saygıyla selâmlar dallarını, Başın ufuklar ötesinde güler. Rüzgârların dilinden yaprak yaprak anlarsın, Üstünde sevgisi cıvıl cıvıl serçeler. Insanlara örnek duruşun, Uzak diyarlardan selâm getirir leylek Tavında toprak gibi gücün yeter yaza, kışa Bizimkinden başka, aydın dünyan gerçek. Yer yüzünün süsü, onuru Işıl ışıl türkü söyler toprağa gölgen. En temizi sevgilerin en arısı Çalışanların hayatına yakın düşüncen. Vücudun çelik gibi kavak ağacı Seni kucaklamak gelir içimden. Topraklarımda biriniz bin olsun, Bütün iyi dilekler yürekten. Oğuz Tansel

MUTLULUK PEŞINDE I Karanlık Dünya masalındaki En küçük kardeşim ben Yaralı devin indiği kuyudan Yer altı hazinelerine gidiyorum Dönersem bütün bezekler sizin Yandıkça iniyorum indikçe yanıyorum Bütün gemilerin halatları belimde Karanlık dünyaların ilkinde Bir demet karanfil gibi bağlı duran Üç güzel kızı kavuşturdum özgürlüğe Kara koyun koyunların şahı Ak koyun yüreğimin yağı Merkez katı sıvı ateş dünyanın Tam ortasında bu katın Bir çekirdek olmak gerek O bütün tohumların özü Erimiyen yanmıyan Yer yüzüne bir çıkarsak Gereksinmeyiz güneşe O zaman kendiliğinden dağılır Kardeşlik iyilik güzellik Yaban otları gibi bürür dünyamızı Dev burada kalsın Yaralı kartala ok atmam Biz dönelim çileli yolculuğa II Bir semender hakladım önce Onunla değiştirdim organlarımı Ateşlerin düşlere sığmıyanında Zırhlara bürünmüş gidiyorum Mercanların şafağında Önce yitirdiğim gözlerimi buldum Ellerim gerçek güneşler içinde Kollarım kilometrelerce Altın dağlar elmas dağlar Hiç önemli değil gözümde Kırmızı topazları gök yakutları Zümrütleri yeşimleri Güneş gözlerini aytaşlarını Yanardağlar gibi atıyorum yer yüzüne Çam gövdesi gibi yılanlar Çini çini bakar gözüme Gecesi gündüzü olmıyan bir dünyada Timsah sırtında balık boynunda Bir karabatak gibi dala çıka, Arıyorum çekirdeği Renk boy farkına bakılmazsa Dünyamızın tıpkısıydı bu dünya Yalnız tapınan bir yaratık görmedim Yoktu savaş barış sözcükleri Ilkin öldürdüğüm semenderden utandım Timsahların balıkların sırtı geldi aklıma Hayvanlardan özür dilerim. III Sözün kısası Az gittik uzunluğuna Uz gittik derinliğine Mutlu çekirdeğe ulaştık Kalbe benziyor kalbe Balık gibi o da yüzer Bütün âşıkların ateşi onda Işığı seller gibi çağlar Elini sür el olsun, gözünü sür göz Altın gözlü balıklar zümrüt kuşlar Elmas gözlü yılanlar yakut ağaçlar Dile geldi sevinç içinde Dünyamızı çevirmek için cennete Elele verip cümle yaratık Ileteceğiz yer yüzüne Oğuz Tansel

DÜĞÜM Söylediğin türkü korkuturdu beni Yüreğimde kaygıların zehri Ayrılık çaldı kapımı Ürperirim yolculuktan Çözülüverir düğümler Kavuşan ellerde ışık Ölür geride kalan İç çeker göğüsler deniz gibi İnanmak istenmez acı gerçeğe Yolcu gider yıkılır dünya Tren raylar üstünde kayar Toprak ayaklar altında Gümüş kanatlı bulutların rüzgârına El verip düşmeliyim yollara Şehir suyu çekilmiş değirmen Başlar anılar dünyası Oğuz Tansel

İĞDE AĞACI Her sabah yürekten selâmladığım, Baharda süslü, kışın çırçıplak, Ana, kardeş gibi düşünürüm, sevgili Bir halin var pek dokunur içime; Ne kaygısız deyip imreniyorum sana, Yerini beğenmiyorum bizim bahçede; İçimde sanki beraber yaşıyoruz. Sarı çiçeklerin erken tomurur; Her halde hapislerle komşusun; Yapraklarına özlem türküleri dokunmuş; Dalların yıldızlarla konuşur; Köklerin bilinmez düşlerde. Neden bizimle konuşmuyorsun? O canlı, dipdiri duruşunla, Hep onu düşündürüyorsun, Görmüşlüğün var mı iğde ağacı? Özgür yaşamayı biliyor musun? Oğuz Tansel

SELAM Günaydın dostlarım Amasya’dakiler İstanbul’dakiler Düşünen başlar yaratan eller Asya’da Afrika’da Avrupa’da Dünyamızı güzelleştiren kollar Özgürlük iyilik istiyen yürekler Dünyanın herhangi bir yerinde Çile çeken ter döken İnsanlar için yurt için Kinle yumruk sıkan Özgenlik için savaşanlar Doğmuş doğacak güneş çocukları Düşünüp sevdiklerim görmeden Prevert’in Barbara’sı Gauguin’inkiler Matisse’inkiler Özgür çingeneler adını yazmadıklarım Topunuza candan selâm Oğuz Tansel

MAYKU Aylardan kiraz ayı Gözlerime uyku girmez oldu Karanlıkların ürpermesi dolar içime Yüreğime ateş düştü Mayku. İğde dallarından altınlar yağar Testisi omuzunda, belinde eli Kırlangıçların sevinci eteklerinde Sevince dağlar dillenmeli Burda taş olmuş gelinler kızlar “Ayrılık var bir yandan” dudaklarında Salla saçlarını öldür beni Aklımı bıraktım sulara Bahar sabahlarının tatlı yağmuru Sendedir mânaların en güzeli Ay akşamladı gözlerinde. Oğuz Tansel

MAYKU III Kanıların değişmezdi hanı Kömür gözlüm öpülesi ellerin Ay ışığı doldurur odama Tutsakların özlemi tüm bende Seni denizi kuşları düşünürüm: Tomurur kupkuru iğde dalları Yollar boyunca türküler gider Karanfiller dert olur aklıma Kayan yıldız tepeden tırnağa aşk Tutuşur bir gelincik tarlası Fidanın topçiçeğim gün gün Yüreğime burgu burgu gömüldün Oğuz Tansel

BİLİNÇ IŞIĞI Sevgi dolu yürekleri, Canım dünya çocukları; BİLİNÇ IŞIĞI Işık özünden hamuru, Mayası kardeşlik, barış, Yapalım tükenmez ekmeği; Sunalım yeryüzü sofrasına. Dağı bağ yapan bu bilinç, Güneş olur çalışan ellerde. Savaş, kıyım, yıkım korkusu, Karartmasın güneşimizi bir daha. Özgürlük, barış, kardeşlik En köklü, en soylu yasa. Oğuz Tansel

Radyo Dinle

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=